 |
| İçerik |  |
| Sağlık |  |
| Ekstra |  |
| Online Alışveriş |  |
| Üyelerimiz İçin |  |
| Kullanıcı Bilgileri |  |
|  |
|
| Üye Yazıları: Çin'de bir Türk Aile |
ÇİN'E İLK GELİŞ, Annem, oğlum ve ben 22 saatlik Montreal-Şangay yolculuğu sonrası Çin’e adım attığımızda üstümüzde mutlu bir yorgunluk vardı.
Babamız yeni işine başlamak için 1 ay önce ayrılmıştı Kanada’dan. Bizi havaalanında bekliyordu. Annem herzamanki gibi ona en çok ihtiyacım olduğu zamanda yanımdaydı. 65 yaşında olmasına rağmen bizim için dünya turu yapmayı göze almıştı. İstanbul'dan Montreal'e gelmiş ve eşimin yokluğunda bize destek olmuştu. Yolculuk öncesi işlerin yoğunluğu, uzun süren yolculuğun yorgunluğu ve elimde taşıdığım araba koltuğunun ağırlığından olsa gerek pasaport kontrolüne geldiğimizde sırılsıklam terlemiştim ve kollarımda derman kalmamıştı. Berk Balı o zamanlar 18 aylıktı ve 1 aydır göremediği babasını havaalanında görünce yüzündeki gülümseme ve heyecanı hiç unutmayacağım.Şangay'a yağmurlu ve puslu bir öğleden sonra inmiştik.İlk önce bu puslu havanın yağmurdan kaynaklandığını zannettiysem de bu şehirde 365 günün 300 gününün böyle puslu geçtiğini sonradan öğrendim.
Montreal’deki son zamanlarımız yorucu geçmişti. Berk Balı , babadan zorunlu ayrılık ve taşınma süreci yüzünden 16 aylıkken haftada 3 gün yuvaya başlamıştı.O okuldayken evin tüm işlerini halletmeye çalışıyor bir yandan da eşyaların satışı ile uğraşıyordum.Şangay'a bazı özel eşyalarımız haricinde hiç eşya götürmemeye karar vermiştik. Zaten kiralanacak ev mobilyali olacaktı.Eşyaları son 5 gün içine satıp bir otele yerleşmiştik. Montreal'deki son günlerimizi oradaki arkadaşlarımızla vedalaşma ile geçirdik. Bu arada yuvadaki öğretmenlerine Berk Balı ‘nın okula adaptasyonu sordum ve Şangay'da da devam etmesinin onun için uygun olup olmadığını öğrenmek istedim. Yuvaya başlaması tamamen mecburiyetten olduğu için hazır olup olmadığı konusunda fikrim yoktu. Öğretmenleri okula kolay alıştığını ve devam ederse mutlu olacağını belirttiler. Fakat kendisine en az 2 ay süre tanımamı ; bu zaman içinde yeni ülke ve ortama alışması için ona zaman vermemi öğütlediler.
Çin'e alışmam da Kanada gibi çabuk olur zannettim ama çok yanılmışım. Birincisi artık bir çocuğum vardı; ikincisi bu ülkenin dilini konuşamıyordum. Şangay'a geldikten 3 gün sonra evimize geçtik. İlk supermarket alışverişimi hiç unutmuyorum. Berk Balı ikinci gün otelde kusmaya başlamıştı.Eve taşınır taşınmaz doktora gittik ve bu durumun Çin'e yeni gelenlerde sıkca görüldüğünü öğrendik.Evde mobilya ve beyaz eşya harici hiçbirsey yoktu ve kendi eşyalarımız en az 2 ay sonra gelecekti.Berk Balı'yı hasta hasta anneme bırakıp 1 saat icinde elektrik süpürgesinden çarşafa, şampuandan yiyeceğe kadar yaptığım alışveriş halen gözümün önünde. Alacaklarımın ambalajlarına bakıp ingilizce bir kelime bulma çabası ile arayışlarım çoğu zaman sonuçsuz kaldığı için çarşı arabasına ne bulduysam atmıştım.
Benim için başka bir değişiklik de artık şöförlü olup araba kullanamayacağımdı. Biliyorum içinizden "Ne şanslı " diye geçiriyorsunuz ama benim gibi araba kullanmayı ve bağımsız olmayı seviyorsanız bu kötü bir haberdi.Şansımız şöförümüz Real'in çat pat ingilizce biliyor olmasıydı. Ama benim gibi aklına esince dışarı çıkan ve tez canlı biri için en az 2 saat önceden plan yapmak, haftasonlarını ayarlayıp ona göre şöförü çağırmak ve en önemlisi arabayı eşinle paylaşmak -aslında o benimle paylaşıyordu ya - tam bir yıkım oldu. Bu arada 18 aylık bir çocuğu dediğin saatte hazır edip sokağa çıkarmaya çalışmak da cabası. Hiç bekletmeyi ve bekletilmeyi sevmeyen ben, şöförü beklettiğim her dakika için kahroluyordum.Alışık değilim ya bu lükse ' aman adamcağız soğuk da durmasın, aman bizi çok beklemesin' diye tasalanmalarımı çok sonra atabildim. Bu beklemeler de sonuç ta onun işinin bir parçasıydı. Başlangıçta belirli kişi ve saatlere bağımlı yaşamak beni daha da stresse soktu. Bu arada " hiç mi taksi yok" diye sorabilirsiniz. Evet var. Söförler ingilizce bilmedikleri gibi çince yazılı kart göstermezseniz istediğiniz yere gitmenize olanak yok. Ayrıca çoğu o kadar hızlı ve kötü kullanıyor ki çocukla bindiğimde ödüm patlıyordu. Emniyet kemerleri çalışmaz, koltuklara örtükleri beyaz örtüleri kirlenecek diye çocuklu girenlere uyarıyı önceden yaparlar, bazen de senin yabancı olduğunu görüp durmazlar. O yüzden ne kadar bağlayıcı olsa da oğlumla birlikte araba ile gitmeyi tercih eder oldum.
Benim için rahatlık yaratan değişiklik ise evimizde hafta içi hergün ayimizin olmasıydı. (yardımcı kadına ayi deniyor ,çince teyze demek) Eşlerimizin aynı şirkette çalıştığı ve aynı sitede oturacağımız Lena'nın da yardımı ile kendi yardımcısının arkadaşını iş görüşmesi için getirdiğinde 2 hafta süren temizlik ve hastalıklardan bıkmış bir haldeydim. İkimizde görüşme sırasında çok tedirgindik. Görüşme sırasında Lena’nın tercümanlığı ile anlaştığımız için sonrasında onsuz nasıl iletişim kuracağımızı bilemiyorduk.O hiç ingilizce bilmiyor ve yabancılarla çalışmamıştı; ben de çince sadece merhaba –nihao ve teşekkür ederim – xie xie demesini biliyordum. İşin kötüsü Çinlilerin kültürü konuşma üzerine olduğundan beden diliyle de anlaşamıyacağımızı çok sonra fark ettim. Sonunda ne mi oldu? Huang Yong Lin bir hafta sonra işe başladı. Ben çince derslerine gittim , ayi'mizi de ingilizce derslerine yolladım. Uzun zaman sonra elimizde sözlüklerle iletişim sağlamaya başladık.
Çin'e tam anlamıyla alışmam ve düzenimi oturtmam bir yılımı aldı. Beni en çok zorlayan konu ise okumasını bile beceremediğin bir dille iletişim kurmaya çalışmam ve tamamen bana yabancı bir kültür ile içiçe yaşamaya başlamam oldu. Artık ayimiz ve şöförümüzle 5 kişilik kocaman bir aileydik.
ÇİN'DE YAŞAMIMIZ
Bir sitede oturduğunuzu düşünün.Yanınızda Finli bir çift, çaprazınız da anne Arjantin/baba Brezilyalı bir aile ,öteki yanınız da Avustralyalı, arkanızda Fransız başka bir aile kalıyor. Çocuğunuz yüzme dersine gidiyor ve arkadaşları Hollandalı, Çinli, Alman, İsveçli, Hintli ve İngiliz.Kendiniz oturduğunuz sitede aerobik derslerine katılıyorsunuz; sağınızda Rus solunuz da Alman komşunuz var.Çocuğunuzu okula yolluyorsunuz sınıfında Norveç, İsveç, Danimarka, Tayvan, Kanada, Amerika, Japonya,İskoçya'dan çocuklar bulunuyor. İşte biz Çin'in Şanghay şehrinde böyle yaşıyoruz.
Çin pazarından pay kapmak ve ticareti geliştirmek amacıyla gelen her milletten insanı bu şehirde bulabilirsiniz. Sanki tüm dünya buraya akın etmiş. Kanada'da birçok etnik kökenden gelen komşularımız ve arkadaşlarımız olmuştu ama hepsi ya Kanada'lıydı yada Kanada vatandaşı olacaktı. Burada durum biraz daha farklı. Kimisi kendi kabuğuna çekilmiş ve sadece kendi milletinden insanlarla görüşüyor. Ülkeye adapte olmaya çalışmayıp dilini bile öğrenme zahmetine katlanmıyorçKimisi de benim gibi her milletten insanla iletişim kuruyor. Çatpat da olsa Çince konuşmaya çalışıyor.
Bu arada Türklerle hiç görüşmüyoruz zannetmeyin. Fırsat buldukca biraraya gelip özellikle çocuklarımızın Türkçe konuşup anlaşmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Biz anneler ve babalar da kendi ana dilinde konuşmanın rahatlığını yaşıyoruz.Küçük bir topluluk olsak da tüm milli bayramlarımızı kutluyor;bayram yemekleri düzenliyoruz.
Hiç Çinli yok mu diye de sorabilirsiniz. Yabancılar belirli sitelerde yaşıyorlar, o yüzden komşular genelde yabancılar. Çinli olanlar da ya Amerikalı Çinli ya da Hong Kong ve ya Tayvan gibi yerlerden gelenler.Yardımcı ablamız (burda 'ayi' deniyor)ve şöförümüz Çinli.
Gelelim yaşamımızdaki en büyük engele. Dil... yani Çince... Kurslarda öğretilen resmi dil Mandarin ama Sanghay'da Sanghayca adı altında bana göre diyalekten öte başka bir dil kullanılıyor. Sokaktaki insan ingilizce bilmiyor ve kesinlikle yarımyamalak da olsa Çince konuşmanız gerekiyor. Kursa gitmeme rağmen ben ters bir yöntem denedim. Zaten biraz ingilizce bilen şöförümüzü ve yardımcı ablamızı ingilizce derslerine yolladım. Arkadaşlarım 'O kadar tembelsin ki kendin çince öğreneceğine onları ingilizce dersi aldırıyorsun' demelerine ve bir açıdan haklı olmalarına rağmen ikisi de genç olan ve bize çok yardım eden bu insanlara biz gidince daha bir hayat yaşamaları için bir imkan sundum sadece.
Biz gidince dedim çünkü Çin'de bazı istisnalar dışında göreve gelen kişiler 2-3 yıl kalıp başka yerlere gönderiliyorlar. Ayrıca yabancıların şirkete masrafları yüksek olduğundan dolayı yeni yeni şirketler hem daha ucuz hem de dil bariyeri bulunmayan Tayvanlı, Hong Kong'lu veya Amerikalı Çinlileri seçiyorlar.
4 yaşındaki oğlum Berk Balı'ya gelince... Yarım gün Amerikan sistemi ile öğretim yapan uluslararası bir okula gidiyor. İngilizce, Türkçe ve Çince içinde yoğrulmaya çalışıyor. Çinliler özellikle yabancı çocuklara hayranlar. Sokakta yürürken dokunmaya çalışırlar ya da resim çektirmek isterler. Eskiden pek aldırmazken artık istemediğini belirtiyor bizimkisi. Okul harici yüzme, jimnastik,Lego kursu gibi aktivitelere katılıp hayvanat bahçesinde bisikleti ile dolaşmaya bayılıyor. Şimdilerde havalarda ısındığı için eve sokmak çok zor oluyor kendisini. Arkadaş gezmeleri de başladı yavaş yavaş. Bir hafta Tayvan'lı arkadaşını eve oynamaya çağrıyorum, öteki hafta İskoç arkadaşının evine yemeğe gidiyoruz. Hintli arkadaşı ile Lego çalışmasına katılıp Amerikalı komşumuzun çocuğu Benjamin abisinden basket oynamasını öğreniyor. Bana göre Berk Balı’nın bu renkli yaşamı insanlara önyargısız yaklaşmayı ve herkese karşı saygılı olmayı sağlayan bulunmaz bir fırsat sağlıyor kendisine.
Bu sene de yazın Şanghay’ın inanılmaz sıcağından kaçmak için Türkiye'ye gideceğiz. Şimdiden oğlumla planlar yapıp neler yapacağımızı konuşuyoruz. Berk Balı’nın tüm sınıf arkadaşları bizimkinin İstanbul’dan (nedense Türkiye’den değil İstanbul’dan)geldiğini biliyor zaten.Öyle bir reklamını yapmış ki şimdiden sınıf arkadaşlarının anneleri bana gelip çocuklarının Türkiye’ye gitmek istediğini belirtiyor. Bu gidişle önümüzdeki seneler bayağı bir misafirimiz olacak İstanbul’da ağırlayacağımız.
Sibel Soyak Eşder
Sibel Soyak Eşder ile yazışmak için lütfen tıklayınız.
|
|
|
|
|
| | İlgili Bağlantılar |  |
| | Haber Puanlama |  |
Ortalama Puan: 4.67 Toplam Oy: 37

| |
| | Seçenekler |  |
|
|
Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|
|  |
| Üye Girişi |  |
| Tavsiye |  |
| Yazarlarımız |  |
| Arama |  |
| Erişim |  |
| Anket |  |
| 
|